HOŞGELDİNİZ

8/3/2009


Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

DOGO ARGENTINO

25/4/2008 -Kategori: KÖPEKLER

Dogo Argentino yeryüzündeki en yeni köpek ırklarından biridir. Bu köpek Arjantinlilerin ulusal övünç kaynağıdır ve onunla en az futbol ve tango kadar gurur duyarlar. Birçok köpek ırkının aksine, Dogo'nun hikayesi "Bu köpek ırkının hikayesi tarihin derinliklerinde saklıdır..." cümlesiyle başlamaz. Tam tersi, Dogo'nun tarihi oldukça yenidir ve çok iyi bilinmektedir.

Irkın yaratıcısı Prof. Dr. Antonio Nores Martines bir genetik uzmanı ve tutku dolu bir avcıydı. 20.yy başlarında Arjantin'de av düpedüz tehlike demekti, çünkü gerek uçsuz bucaksız kayalıklar ve çalılıklardan oluşan arazi, gerekse de tehlikeli hayvanlar (puma, jaguar ve avrupa yaban domuzu) her avı gerçek maceraya dönüştürüyordu.
Dünyadaki hiçbir köpek bu koşullarda avlanamıyor, denendiklerinde ise kendileri "av" oluyorlardı.

Antonio Martines'in hayali av içgüdülerine sahip olan, uzun mesafeleri koşabilen, iyi koku alabilen, bir pumayla teke tek dövüşüp onu alt edebilecek kadar güçlü, dövüş sırasında alabileceği yaralar yüzünden mücadeleyi bırakmayan ama aynı zamanda ve en önemlisi de insanlara ve diğer köpeklere karşı gereksiz agresiflikten yoksun bir köpek cinsi yaratmaktı.

Antonio Martines'in hayalini kurduğu köpeğin özellikleri yeryüzündeki hiçbir köpekte birarada yoktu. İstediğini elde etmek için birçok köpek cinsinin en iyi özelliklerini biraraya getirmesi gerekiyordu. Karşısındaki işin çok uzun, yorucu ve belki de imkansız olduğunu biliyordu, ama başaracak olursa bütün dünyayı hayrete düşürecek bir köpek cinsinin ortaya çıkacağını da çok iyi biliyordu.

Yeni ırkın temeli olarak Perro de Pelea'yı (Kordoba Beyaz Dövüş Köpeği - günümüzde soyu tükenmiştir) aldı. (Bazı kaynaklara göre 30 dişi) Buna tam 9 farklı köpek ırkı ekledi ve uzun yıllar sonunda amacına ulaştı. Kullandığı bütün köpekler safkandı ve çiftleşmeler sonucu doğan yavrular arasından en elitlerini seçiyordu.

Seçilen ırklar da tabii ki dikkatli inceleme sonunda belirleniyordu.

1. Bir puma veya yaban domuzuna yetişmek ve ona saldırmak için hızlı ve cesur köpeklere ihtiyaçları vardı ve Antonio Nores Martines ve kardeşi Avgustin Nores Martines'e göre bu köpek İrlanda Kurt Tazısı'ndan başkası olamazdı...

2. Elde edilen köpeğin büyüklüğünü korumak ve kas yapısını daha da geliştirmek için İspanyol Mastifi kullandıkları bir sonraki cins oldu.
3. Avrupa'daki en popüler av köpeklerinden biri olan Pointer mükemmel koku alma duyusunu verdi.
4. Bulldog'un geniş göğsü, yere sağlam basışı ve gözüpekliği, kardeşlerin yeni cins için seçtikleri diğer özelliklerdi.
5. Boyut olarak biraz küçük olmasına rağmen "Köpeklerin Gladyatörü" Bullterrier cesaret, korkusuzluk, çeviklik özelliklerini verdi.
6. Kafatasını ve genel olarak bütün iskeleti güçlendirmek ve büyütmek için Danua tercih edilen bir sonraki cins oldu.
7. Dünyanın en güçlü köpek çenelerinden birinin sahibi Dogue de Bordeaux yeni cinsin zaten güçlü olan çenelerini biraz daha geliştirdi.
8. Arjantin pampaslarında avlanmak için kolaylıkla seçilebilen bir renk olan beyaz için Pirenei Dağ Köpeği kullanıldı.
9. En son kullanılan cins olan Boxer yeni cinse sağlam psikoloji ve canlılık verdi.
Artık sonuca ulaşılmıştı. Yeni köpek bütün beklentileri karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda çok üstün birkaç özellik daha sergiliyordu.

Ne yazık ki 1956 yılında Prof. Dr. Antonio Nores Martines trajik bir kaza sonucu hayatını kaybetti ve ortaya çıkan bu yeni köpek ırkının Uluslararası Köpek Federasyonu (FCI) tarafından resmen tanınmasını (1964) göremedi.

Kardeşi Avgustin bu cinsin popüler hale gelmesi için elinden geleni yaptı ve onun sayesinde bu yeni ırk yok olmaktan kurtuldu. Gittiği her yere yanında Dogo Argentino yavrularını götürüyor ve oradaki üst düzey kişilere hediye ediyordu. Daha sonra Arjantin'in Kanada'daki büyükelçisi olarak Kuzey Amerika'ya gittiğinde yine yanında birkaç Dogo götürerek köpeğin orada da tanınmasını sağladı.

Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

25/4/2008 -Kategori: KÖPEKLER

 


İrlanda Kurt Tazısı

 

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

21/5/2007 -Kategori: KÖPEK EGITIMLERİ

Güzel bir hafta sonu köpeğinizi de aldınız yürüyüşe çıktınız. Yolda köpeğiniz yerden bir şey aldı, geveleyerek yiyor. "Bırak" dediniz, ama nafile yuttu bile. Bu durumda bir acı son ile karşılaşabilirsiniz. Köpeğiniz kısa süre sonra gözünüzün önünde can verebilir; çünkü yediği belki belediyenin, belki de hayvan sevmeyen birinin yollara serpiştirdiği zehirli bir yiyecek çıkabilir.

"Bırak" komutunun ne kadar önemli olduğunu anladınız değil mi?

İşte bu komut az önce bahsettiğimiz neden yüzden yavru eğitiminin bir parçasıdır. Kimi durumlarda hayati önem taşıdığı için ciddiyetle öğretilmeli, defalarca deneme yapılmalıdır. Bazı zamanlar şaşırtma taktikleri uygulanarak köpeğimizin bu komuta ne kadar cevap verdiğini belirlemeliyiz. Bu cevapları yeterli görmediğimizde daha fazla çalışarak komutun uygulanılabilirliğini en üst düzeye çıkartmalıyız.

"Bırak" komutunu öğretmek pek zor değildir. Öncelikle nelere ihtiyacımız olduğunu bir hatırlayalım. Sakin kafa, boş vakit, açık arazi ya da yavrular için geniş boş bir oda, tutarlılık, uzun kayış boyun tasması, sabır, bir oyuncak ve sadece çok küçük köpekler için bir miktar kuru mama ya da köpek kurabiyesi.

Bu işe mama ya da yiyecek bıraktırmaya çalışarak başlamak doğru değil, bu yüzden önce çok az sevdiği bir oyuncak veya pek ilgilenmediği bir şeyle başlayabiliriz. Ergenlik dönemindeki köpeklerde terlik, ayakkabı gibi eşyalarda kullanılabilir, ama bunun eğitimi daha farkıdır. Biz burada elimizdeki nesne ile köpeği önce oyuna davet edeceğiz daha sonra oyunun bir parçası olarak, ağzına aldığı nesneyi komut verdiğimizde bırakması gerektiğini öğreteceğiz. Bu yüzden bu sistemde ayakkabıyı oyun aracı olarak kullanmamamız dahadoğru olur.

Torun (Tüm Resimleri İçin Tıklayınız)Köpeğimiz uykusunu almış, birkaç saat önce yemek ve tuvalet ihtiyacını da karşıladıysak demek ki, artık oyun oynamaya hazırız. Öncelikle dışarıya çıkabilen, aşıları tamamlanmış köpekler için konuşalım: Küçük bir gezinti ile köpeğimizin enerjisini bir miktar boşalttıktan sonra oyuncağı çıkartıyoruz. Oyuncak dediğimiz renkli iplerden yapılmış kalın halatlar veya bir tenis topu olabilir. Önce biraz siz oynayın, köpeğin dikkatini bu oyuncakta toplamasını sağlayın. Sağa sola sallarken sanki o yakalamış gibi oyuncağı sizden alsın. Köpeği kovalamayın, ağzından almaya çalışmayın. Yerde köpeğinizi çağırın, gelmezse tasma yardımı ile yavaşça yanınıza gelmesini sağlayın. Burada en çok dikkat edilmesi gereken şey köpeğin ağzındakini almaya çalışmamaktır. Sadece ağzındakini size getirdiği için onu sevin. Hatta kafa bölgesini bile sevmeyin ki oyuncağı alacağınızı düşünmesin. Bol bol konuşun, bırakın çevredekiler sizin için ne düşünürse düşünsünler. Köpeğinizle konuşun, oyuncağı aldığı için tebrik edin. Sonra sevmeyi daha sonra da konuşmayı bırakın. Oyuncağı elinize sürtecektir, onunla oyuncağı çekiştirme oyunu oynamanızı isteyecektir; eğer bir koruma köpeği, özelliklede bir Rottweiler sahibi iseniz asla çekiştirme, ısırma oyunları oynamamanız gerektiğini hatırlatmama gerek yok. Çok yavaş hareket ederek, usulca köpeğinizin ağzındaki oyuncağı tutun, çekmeden oyuncağı havaya kaldırırken az önceki oyun oynarken kullandığınız ses tonunun tam zıt ses tonu kullanarak, bağırmadan BIRAKçünkü lider sizsiniz. (umarım öyledir :)Daha sonraki adım olarak yerden bir şeyler almaya geliyoruz. Köpekler, özellikle av köpekleri ve genç köpekler yerde gördükleri ilginç şeylerin tadına bakmaya bayılırlar. Köpeğimizin tasmasını kayışını taktık, yolda yürüyoruz. Köpeğimiz yerde gördüğü pet şişe kapağını almak için hamle yaptı. Çok sert olmamak kaydı ile tasmasını çekiyoruz ve "bırak" komutunu kullanmadan"hayır" ya da "çok ayıp, ne yapıyorsun sen?" şeklinde tepkimizi göstereceğiz. Yerdeki nesneyi almaktan vazgeçtiği taktirde sadece "aferin" demek yeterli. Fiziksel olarak sevmeyin; çünkü sevilmek için bunu kullanabilir.

Israrla yerdeki nesneyi almakta direndiği taktirde sertçe tasmayı bir defa çekin, "bırak" komutunu verin. Yavaşça yerdeki nesneyi alıp köpeğinize “bu hayır” diyerek gösterin. Elinizdeki şeyi yürüme yolunuz üzerinde biraz ileriye atarak yürümeye devam edin. Köpekler bir seferde bizi anlayamayabilir, bu yüzden yine almak isteyebilir. Bu sefer daha sert tasmayı çekerek hareketsiz kalmanız daha doğru olacaktır. Siz hareketsiz kaldığınızda köpeğiniz yerdeki nesneye hamle yapmaya devam ediyorsa bunun iki sebebi olabilir; ya demin elinizdeki nesneyi atarken vücut diliniz köpeğinize "yakala onu" dedi, ya da yerdeki nesne gerçekten köpeğin çok ilgisini çekti. Hatanın sizde olduğunu düşünüyorsanız aynı hareketi bir daha tekrarlayın. Yani nesneyi alıp “bu hayır” diyerek biraz ileriye yine atın. Atarken attığınız yere değil köpeğinizin gözünün içine bakın ve sevimli gözükmemeye dikkat edin :) Kızgınlığınızı köpeğiniz de görsün. Bir daha aynı yerden geçin, yine hamle yaparsa sertçe birkaç defa tasmayı çekerek ondan daha inatçı ve tutarlı olduğunuzu, yerden bir şey yemeye kalkışmanın ona zarar verdiğini anlatın. Yerdeki nesneye müdahale etmeden yanından geçer giderse hemen geri dönüp yerdeki nesneye bakarak köpeğinizi sevin okşayın. Bu esnada üst üste "bırak" komutu vermeniz sadece sizin panik olmanıza sebep olacaktır. Komutlar bir kez ve doğru ses tonu ile verilmeli, sık sık egzersiz yapılmalıdır.

Köpeğin ağzındaki nesneyi bıraktırmak çok zor olabilir, köpek ağzındakini bırakmamak için bir anda yutmayı deneyebilir. Bu yüzden eğitim esnasında yutamayacağı şeylerle çalışmak daha uygun olur. Son safha olarak yere mama koyulur. Köpeğimiz mamaya her yaklaştığında "çok ayıp, uzak dur, hayır" gibi kısa, sert komutlar verilerek yerden yemesi de engellenebilir.



komutu verin. Muhtemelen köpeğiniz bu komutu daha öncede defalarca duydu, ama bu seferki farklı olmalı. Köpeğiniz emin olamayacak, ağzını yavaşça açacaktır. Bir anda çekmeye çalışırsanız demek ki, yeterince sabırlı değilsiniz, beceremeyeceksiniz. Köpeğinizi bir eğitimciye teslim edin. Sabırlı olun! Köpeğin ağzındaki oyuncağı tamamen bırakmasını bekleyin. Şaşkın gözlerle size bakıp bıraktığı zaman onu okşayarak ödüllendirin. Köpeğiniz yavru ise cebinizden çıkarttığınız mamayı verin. Sevmeden ya da mama vermeden önce köpeğinizi oturtabilirseniz daha iyi olur. Bu oyun "bırak" komutunun ilk adımı olduğu gibi aynı zamanda atılan nesneyi sahibine getirmeyi de öğretir. Burada ceza hiç kullanılmıyor, hayır demiyorsunuz, sadece oyunu siz başlatıyor siz bitiriyorsunuz;

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

HUSKY 'NİN AĞIZINDAN

21/5/2007 -Kategori: KÖPEKLER

   Ben gayet uslu bekliyorum daha sonra benim tüm eşyalarımın toparlanmaya başlandığını gördüm. Aman tanrım yoksa eğitim çiftliğine mi gönderiliyorum? Eğitim çiftliğinin ne olduğunu yan bahçede yaşayan labrador anlattı, pekiyi davranmıyorlarmış. Aile sıcaklığını bulabilmek mümkün değilmiş. Hatta kimi yerlerde elektrikli tasma bile kullanılıyormuş. Bu feci bir davranış çünkü elektrikli tasma kullanımı sonrasında köpeklerin beyin hücreleri ölüyor. Bunun yanında her şeyden ve tüm komutlardan korkan pısırık varlıklar oluyorlar. Böyle olmak istemiyorum. Bu yüzden tedirgin oldum aslında biraz. Eğitimcimin bana güvendiğini hissetmek en büyük tesellim oldu çünkü bana güvenilmezse tedirgin olur her adımda yanlış yaparım.

Hüzünlü kısa bir vedalaşmadan sonra arabanın arka kapısını açan eğitmen parmağı ile koltuğu gösterip “hop” dedi. Binmek istemedim çünkü daha önce bir sabah aşı olmaya giderken dolu mideyle arabaya bindirildiğim için kusmuştum ve bayağı azarlanmıştım. Bu yüzden arabaya binmenin ceza anlamına geldiğini düşünüyor aslında biraz da nefret ediyordum. Yavru bir köpek dolu mide ile arabaya bindirilir mi hiç? Neyse ki bu sefer karnım aç biraz. Efe Ağabey de severek ısrar edince dayanamadım bineyim bari dedim. İyilikle gösterilirse bende yaparım tabii. Ama benimle sinir harbine girilirse kimi zaman korkudan kimi zamanda kendimi ispat etmek için anlasam bile yapmayabilirim. Benim köpek olduğumu ve insanlar kadar seri düşünemediğimi ne yazık ki kimi seri düşünemeyen insanoğlu anlayamıyor.

Arabanın arka camının açılması ise bana ayrı bir keyif verdi. Hem hava alıyorum hem de etrafı izliyorum. Biz köpeklerin deri teneffüsü olmadığı için çok fazla salya üretebiliyoruz. Açık camdan gelen hava bu yüzden beni daha fazla rahatlattı. Emniyet kemerim ise rahatsız edici biraz fakat her türlü ani fren ya da sarsıntıda benim hayatımı kurtarabilecek bir kemeri neden takmayayım. Böylece arabayı kullanan kişiyi de rahatsız etmiyorum. Güven içinde arka koltukta açık camdan etrafı izleyerek çıktığımız yol biraz uzun olduğu için bir süre sonra tam da artık midem bulanmaya başlamışken mola verdik. Efe Ağabey kapımı açtı ilk önce gezdirme kayışımı taktı. Yoksa bir anda açık kapıdan fırlayabilirdim. Emniyet kemerimi çözdükten sonra hop diyerek arabadan inmeme yardımcı oldu. Ben bu işi sevmeye başladım artık korkacak bir şey yok, arabaya rahatlıkla binebilirim demek ki. Birkaç dakika sonra suyumu içtim, çişimi de yaptım. 

Arabanın kapısı açıldığı anda atlamak istedim ki buna izin verilmedi. Allah Allah yine bir hatamı yaptım acaba? Bir kez daha denedim yine binemedim? Sonradan anladım ki arabadan inerken ve binerken önce oturmam gerekiyormuş. Neyse oturdum hop komutunu duyunca ok gibi fırlayıp bindim. Önce emniyet kemerim takıldı sonra gezdirme kayışım çıkartıldı. Yollardayız yine.

Ne geveze bir adam bana devamlı bir şeyler anlatıyor. Her ne kadar tek kelimesini bile anlamasam da ses tonundan anlıyorum ki iyi şeylerden bahsediyor. Benimle konuşulması hoşuma gidiyor. Eğer konuşulmuyor olsaydı canım sıkılabilir koltuklarda tırnaklarımı törpülemek isteyebilirdim ya da oraları kemirirdim, o da olmazsa ben konuşmaya başlarım. Siz buna havlamak diyorsunuz sanırım. Oysaki her havladığımızda biz konuşuyor size bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz. Kimi zaman mızmızlık yaparak çişimizin geldiğini, kimi zaman hırlayarak tedirginliğimizi, kimi zamanlarda düzenli aralıklarla havlayarak oyun isteğimizi söylüyoruz.

Biz sizleri anlayabilmek için devamlı izliyor her hareketinizi takip ediyoruz. Keşke siz insanoğlu da biraz bizi izleseniz ve anlamaya gayret edip ihtiyaçlarımız olduğunun farkına varsanız. Kimi zamanlar uykunuzdan biraz feragat edip bizi dışarı çıkartmaya üşenirsiniz sonrada eve tuvalet yaptığımız için azarlarsınız, kimi zamanlar vaktiniz olmadığı gerekçesi ile bizimle oyun oynamazsınız  bizde mobilyaları yada kitaplarınızı kemirerek deşarj olduğumuz için azarlanırız. Bizler enerji dolu canlılarız. Koşmak oynamak hareket etmek ilgi sevgi görmek zorundayız. Kapalı kapıların ardından sahiplerini beklemek ne kadar sıkıcı ve uzun zamanlardır bilemezsiniz. Sahibimizin geldiğini duyunca büyük sevinç gösterileri yapar her şeyimizi veririz. O anda sizlerden ters bir tepki almak çok acıdır.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

MAVİSUR ' A HOŞGELDİNİZ

Aradığınız hersey burada var

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro